Tarih: 5 Şubat 2008 - Yazan: Janus

Yeni bir ofise taşınmanın telaşında, yeni olan her şeyin içerdiği o tuhaf heyecan ile ve şirketin yeni durumunda olacakların –hani durum çok da olumsuz gözükmese de– belli belirsiz kuşkuları içerisinde, birbirine yapışık iki evin çatılarının üzerinden boğaza bakan odamızda dosyaları yerleştirirken farkına vardığımız tek şey o mahvedilmiş güzelim inci-nin fonunda, penceremizin kenarına gelen güvercinler ve oradan oraya uçuşan beyazın en güzeli martılardı.
Devamı »
Kategorisi: Öyküler | 0 yorum
Tarih: 4 Şubat 2008 - Yazan: Janus
Eh yani bütün bir haftanız başka bir şehirde, gündüz araba kullanıp turşu fabrikalarıyla, hayvanların boğazlanıp mutfaklarınıza makul şekillerde paketler halinde sunulmaya hazır hale getirmeye yarayan milyarlık tesislerde (hayvanın diğer parçalarıyla birlikte kaynatılıp kurutulmuş kemik kokusunun en berbatına tahammül sınırını ancak ve ancak aklımdaki sinema projeleriyle zorlayarak), kolonaydı-mısırdı-soyaydı… yemyeşil zeytinin yemyeşil yağından, tadından, kokusundan, kültüründen uzak ıvır zıvırın yağlarını çıkaran neyse iste mesleğim ile bağlantılı fabrikalar arasında koşturur, aksamları da penceremden denize açılan bir liman da görünse yine de ne bilim iste cansız -dünyamı barındırmayan- otel odasına kapanınca kitaplara, dergilere onlar da tükenince televizyona dalıp, bira-rakı seçeneklerinden birini seçmeye çalışırken çeşit kanalların dayanılmaz dizilerinden ve magazin haberlerinden… (aslında bu gibi durumlarda eğlenceli oluyor bile diyebilirim de)
Uzun cümleler kurmayı seviyorum ama bu sefer beceremediğim gibi sonunu da getiremeyeceğim denli karıştı sanırım. Neyse konu dün aksam CNBC-E’de yayınlanan Dead Poet’s Society - Ölü Ozanlar Derneği.
Devamı »
Kategorisi: Film Eleştirileri | 0 yorum
Tarih: 13 Ocak 2008 - Yazan: Janus


Sanatta herşeyi biz bilir ve yaparız kibrindeki Fransızlardan çıkma, hani giderim de batının çıktığı deliğe burun kıvıran bakış açısıyla sinirim bozulur keyfim kaçar diye çekindiğim filme dün akşam biraz da arkadaşların isteğiyle gitmiş oldum.
Film boyunca hop oturup hop kalktığım vakidir. “Önyargılar her zaman kötüdür”ün en güzel örneğini yaşadım ve de aslında konu örgüsünün İranlı bir kızın gerçek yaşamında alındığını ve çizimlerin de ayni kişi tarafından yapıldığı bir çizgi romandan sinemaya aktarıldığını hesaba katmamış olmanın utancını yaşadım.
Devamı »
Kategorisi: Film Eleştirileri | 0 yorum