Tarih: 6 Şubat 2008 - Yazan: Janus
Bu yazı dizisi aynı nokta çevresinde dönüp dolaşacak gibi görünüyor. Sürekli engellemeler ve yok saymalarla karşımıza çıkan bir takım uygulamaların üzerine yazılan yazılara dönüşüyor bu “sansür başlıklı yazılar. Ama konuları güncelden çıkarıyorum ve ister istemez bu noktada tıkanıp kalıyor anlaşılan. Ben sıkıldım kendi tarzımdan bakalım okuyanlardan bir yorum gelecek mi.
Her devletin resmi ideolojisi vardır. Her milletin kendine özgü bir bütünlük olgusu, toplumsal ülküsü, kendi değerleri, kahramanları vardır. İnançlar ve dinsel konular da bunlara dahildir. Aklı başında insanların, karşısındaki düşünceye ve insanca özelliklere saygısı kapsamında her şey ama her şey tartışılabilir.
Devamı »
Kategorisi: Sinema Yazıları | 0 yorum
Tarih: 6 Şubat 2008 - Yazan: Janus
En muğlak konulardandır edep, namus, ahlak kavramları. Ayrıca toplumsal hukuk içerisinde kişisel önemi olan kavramlardır, toplum geneline uygulanamaz. Yani bir insanın katil yada hırsız olması toplumu ilgilendiren bir konudur ve önlem alınması gereken bir durumdur ama edepsiz olması? Edepsizse edepsizdir, kime ne zararı var? Eni sonu edepsizin biridir der iletişimi koparırsınız. Peki neden bu konularda insanların üzerine baskı uygulayacak derecede gidilir ki? Sanmayın yalnızca toplumumuzda oluyor bunlar. Bütün dünyada en modern dediğimiz toplumlarda bile var bu özel hayata müdahale dürtüsü.
Devamı »
Kategorisi: Sinema Yazıları | 0 yorum
Tarih: 5 Şubat 2008 - Yazan: Janus
Hangisi daha önceydi hatırlamıyorum. Aslında sıralama da yapmak istemiyordum zaten. Ülkemin kişiliği gelişme sürecindeki çocuklarının arkadaşlarını, okulda öğretmenlerini bıçakladığı –hadi bıçaklama daha bir algılanabilir diyemiyorum ama– silah çekip vurduğu haberlerini hangi mantık yada bilinçle bir sıralamaya sokabilirdim ki kafamda! Sıralamak, önce algılayıp bellekte yer ayırmak demektir. Algılayamadığınızı belleğinizde nasıl sıralayabilirsiniz ki?
Olaylardan birine neden olarak aşk sözcüğü kullanıldı! Aşk! Bir oğlan bir kızı seviyordu, kız da ona ilgi göstermemek gibi bir cüreti göstermenin ötesinde başka birisine ilgi duyuyordu. Bunun üzerine oğlan “aşık” olduğu kızı birkaç kez uyarmıştı. Sonunda bir şey değişmeyince çekti tabancasını ve kızı vurdu! Çok doğaldı bu: kıza aşıktı çünkü! Kıza olan aşkı onu silahı çekip vuracak denli güçlü ve derindi. Yüzyılın aşkı olacaktı, tarihe geçecek, herkes onu alkışlayacaktı! Gıpta edecekti “ne sevgiymiş be” diye.
Devamı »
Kategorisi: Sinema Yazıları | 0 yorum