• Ana sayfa
  • Hoşgeldiniz
  • Yazılarım

Tabula Rasa

Bir sinema sevdası düştü ki içime, İstanbul sevdasından beter

Kategoriler

  • Eş-Dost-Ahbap Yazıları
  • Film Dökümleri
  • Film Eleştirileri
  • Öyküler
  • Sinema Yazıları
  • Yakında
  • Yönetmenler

Bağlantılar

  • Atölye çalışmalarından
  • GO-Blog
  • Ozar.net

Etiketler

amores perros atatürk avrupa sineması canlandırma canlandırma sineması cnbc-e cronenberg Dead poets society eğitim sistemi fallus film türleri gay filmleri gökkuşağı filmleri iran devrimi iran sineması istiridye çiftliği italyan sineması kubrick lars von trier mahalle baskısı moodysson müzik klipleri orta doğu sineması otomatik portakal oyster farmer paramparça aşklar köpekler persepolis rayzan rayzan başeğmez requiem for a dream robin williams rıza şah sadizm sansür sinema akımları sinema manifestoları sin ton ni sonia spider türk sineması uzak doğru sineması uzak doğu sineması ölü ozanlar derneği örümcek ülke sinemaları şiddet

Taksi Şöförü’ndeki Çekim Planları Üzerine Birkaç Ufak Not! (Gürel Selman Koku)

Tarih: 15 Mart 2008 - Yazan: Janus

taxi-driver.jpgMartin Scorsese tarafından yönetilen, Paul Schrader tarafından senaryosu yazılan ve 1976 yılında çekilen “Taxi Driver” filmi yüz yıla damgasını vuran filmlerden birisidir. Bu filme Robert De Niro da oyunculuğu ile büyük anlam katmıştır.Gelin şimdi biz bu filmde kameranın kullanım şeklini inceleyelim. Kamera kullanım şekli bir üslup olduğu için, önce filmi biraz açmakta yarar var.

“Taxi Driver”, Vietnam savaşından New York’a dönmüş olan Travis Bickle adındaki yalnız bir gencin hikâyesidir. Travis geceleri uyamadığı için taksi şoförlüğü yapmaya başlar. Sürekli New York’u gezmekte,etrafını gözlemlemektedir ve de o kalabalığın içinde hep yalnızdır. Yalnızlığı kırma girişimi melek gibi bir kadın olan Betsy ile aşmaya çalışır ama gene de kendi yalnızlığını kendi yaratan Travis, ilk buluşmasında Betsy’yi bir porno filme götürerek bu girişimini de kendi eliyle mahveder. Taksi şoförlüğüne devam eder ve giderek içindeki şiddet büyür. Bu şiddeti, kan dökerek dışa vurma aşamasına gelir. Kendine hedef olarak Betsy’nin kampanyasında çalıştığı bir senatörü seçer ve öldürme girişiminde bulunur. Bunu yapamayınca kendince Iris adında küçük yaşta bir kız çocuğunu fahişe olarak çalıştıran Sport adındaki pezevengi ve ekibini öldürmeye karar verir. Travis, Iris’ten onu o şekilde çalıştıranların kötü olduğuna dair laf almaya çalışmış, fakat alamadıkça dellenmiştir. Kendince kötü olduklarını düşündüğü bu kişileri, daha önce de kafasına koyduğu gibi öldürmeye karar verir. Finalde de bunu yapar. En son olarak medya tarafından kahraman olarak ilan edilir.

“Taxi Driver” filmi, filmin kahramanının gözünden anlatılan bir filmdir. Şimdi de bu bilgiler ışığında yaratıcı yönetmen Martin Scorsese’nin kamera kullanma şeklini inceleyelim.

Film, Travis’in gözlerine yapılan yakın çekim planla başlar. Burada yönetmen daha filmin ilk karesinden, filmi bir kişinin gözlerinden anlatacağını göstermiştir. Daha sonra bu kişinin filmin kahramanı Travis olduğunu anlayacağız. Bu gözlerle yapılan açılışın hemen ardından bir taksi camının arkasından verilen New York sokakları görüntüsüdür. Bu görüntüler gerçekle hayal arasındadır. Burada yönetmen filmin başında bizim gösterdiği kişinin ruh hali ile ilgili ilk ipucunu vermiş oluyor.
 
Filmin açılış sahnesinden sonra Travis’in taksi şoförlüğü için iş başvurusu sahnesi gelir. Bu sahne iki kişinin konuşması şeklindedir. Peki, bu konuşma sahnesinde farklı olan neler var. Konuşmanın geçtiği rutin görüntülerde Travis zaman ve bölge sorunu olmaksızın çalışabileceğini söyler. Bunun üzerine Travis’in verdiği cevaba ve ruh haline inebilmek için yönetmen göğüs çekimden omuz çekime dolly in ve pedastel hareketleri ile geçmiştir.

Bir sonraki sahnede Travis’in kendi evinde günlüğünü yazarken bize verilen iç sesle dinleriz. Burada yönetmen bize evin içini gezdirir ve son olarak Travis’i günlüğünü yazarken gösterir. Ardından Travis ile birlikte gece New York sokaklarını gezeriz değişik açılardan taksi görüntüsünü de barındırarak. Bizim Travis’ten kopmadan New York’u gezmemizi sağlamıştır Scorsese.  Verilen iç sesle de bu anlatım desteklenmiştir.
      
Olağan işleyişi bu şekilde giden filmde bizim Travis’in ruh halini anlamamıza yardımcı olacak yönetmenin kullandığı kamera üslubuyla devam edelim.

Travis’in kafeteryada diğer şoför arkadaşlarıyla birlikte olduğu sahnede, bir bardak suya attığı ilaç köpürerek erirken, iç dünyasına dalmamız sağlanır. Bu da Travis’i omuz çekimden yakın çekime doğru zoom hareketiyle ve ardından da ilaç attığı bardağa dooly in + zoom in yapılarak sağlanıyor .

Kahramanımız Travis’in beğendiği kıza çıkma teklifi ederken ki konuşma sahnesinin çekimleri dikkat çekicidir. Normalde açı karşı açı kuralına göre çekilmiş ve de konuşmanın bazı bölümlerde karakterlere çok az oranda dolly in ve dolly out yapılmış bu sayede gelişen konuşmada kişilerin duruşlarını bize ipucu olarak katmıştır yönetmen.

Travis’in porno film sonrası, Betsy’den özür dilemek için yaptığı telefon konuşması sahnesinde, ilk planda Travis’in önünde normal koşullarda bırakılması gereken hareket boşluğu bırakılmamıştır. Bunda acaba Travis, iç sıkıntısını bize vurmak mı istemiştir! Bir de üç ayrı boyda duvarda asılı duran telefonlardan büyük olanını kullanmaktadır Travis.

Artık Robert De Niro ile birlikte anılan bir sahne haline gelmiş olan “Are You Talking to me?” sahnesinde, Travis, aynada kendisiyle konuşur ve kuşandığı silahları çekerek kendisini seyreder. Yönetmen bu sahneyi omuz çekimden yapmış ve De Niro’nun güzel oyununun ruh halini yansıtmıştır. Her ne kadar bu sahnede Travis’in silah çekmesi etkili olsa da, mimikler daha önemli olduğu için omuz çekim kullanmıştır yönetmen. Ayrıca kısmen de olsa silahın ucunun kadraja girdiğini görürüz.

Travis, Iris isimli fahişe kızı bulunduğu bataklıktan kurtarmaya karar verir ve bunun için kızın mekanına gider. Amacını anlatmaya çalıştığı, konuşma sahnesinde, bir noktada kafası karışan Travis, odanın içerisinde dönerken omuz çekim seviyesini kaybetmeden dönen kamera hareketi bize aynı karmaşıklığı yaşatması açısından çok başarılıdır. Travis içinde yetişen şiddet, artık patlama noktasındadır. Bu patlamanın verildiği sahnede, Travis’in silahı ile öldürdüğü ve bir silah tarafından kendisi üzerinde açılan yaraların oluştuğu planları içerir. Yönetmen, dışarıdaki öldürme sahnesinde boy çekim kullanmış, içerde geçen çatışma sahnelerinde özellikle dramatik yapıyı kuvvetlendirmek için yakın çekimleri tercih etmiştir. Peki bu muhteşem çekilen çatışma sahnesi üzerine ne yapılabilinirdi diye düşündüğümüz zaman belki Travis’in parmağını silah gibi kafasına dayayıp ateş etmeyi taklit ettiği bölümle bitebilirdi. Dramatik yönü son derece kuvvetli olan bu sahnenin üzerine bir şey yapılamazmış gibi geliyor insana. Scorsese, bir kez daha yaratıcılığını konuşturup kamerayı tepe bir açıya alıp bu sefer her şeyin üzerinden geçerek dışarı çıkıyor, bunu yaparken geçmiş olayın bütün detaylarını bize bir kez daha gösteriyor. Burada hayran kalmamak mümkün değil, bu nokta artık filmin doruk noktasıdır.
 
Artık film bir doruk noktasına çıkmış, final verilmiş, sadece sonuçları sunmak kalmıştır. Travis medya tarafından kahraman ilan edilir. Iris’in ailesi de Travis’i kahraman olarak görmüş ona teşekkür etmektedir. Travis, iyileştikten sonra taksi şoförlüğüne geri döner. Hoşlandığı kadın Betsy bir gece müşterisi olur. Onu gideceği yere bırakır. Betsy den para almaz ve oradan uzaklaşır ve gene şehri gözetlemeye başlar. Filmin son kareleri yakın çekim Travis’in gözleri ve de taksi camından New York manzaralarıdır.

Sonuç olarak Martin Scorsese kamera kullanımı, Travis’in gözünden anlatılan bu filmde Travis’in ruh halini anlayabilmemiz için yeterli ve de ötesine gitmiş bizi kendisine hayran bırakmıştır.

Gürel Selman Koku

Kategori: Eş-Dost-Ahbap Yazıları |

Siz de bir yorum yazın

Yorumunuz    site yöneticisi tarafından onaylandıktan sonra blogda ilgili yazı altında görünecektir. Yorumunuzu tekrar göndermenize gerek yoktur.

 
Service provider: Ozar.net