• Ana sayfa
  • Hoşgeldiniz
  • Yazılarım

Tabula Rasa

Bir sinema sevdası düştü ki içime, İstanbul sevdasından beter

Kategoriler

  • Eş-Dost-Ahbap Yazıları
  • Film Dökümleri
  • Film Eleştirileri
  • Öyküler
  • Sinema Yazıları
  • Yakında
  • Yönetmenler

Bağlantılar

  • Atölye çalışmalarından
  • GO-Blog
  • Ozar.net

Etiketler

amores perros atatürk avrupa sineması canlandırma canlandırma sineması cnbc-e cronenberg Dead poets society eğitim sistemi fallus film türleri gay filmleri gökkuşağı filmleri iran devrimi iran sineması istiridye çiftliği italyan sineması kubrick lars von trier mahalle baskısı moodysson müzik klipleri orta doğu sineması otomatik portakal oyster farmer paramparça aşklar köpekler persepolis rayzan rayzan başeğmez requiem for a dream robin williams rıza şah sadizm sansür sinema akımları sinema manifestoları sin ton ni sonia spider türk sineması uzak doğru sineması uzak doğu sineması ölü ozanlar derneği örümcek ülke sinemaları şiddet

Persepolis

Tarih: 13 Ocak 2008 - Yazan: Janus

persepolispersepolispersepolisSanatta herşeyi biz bilir ve yaparız kibrindeki Fransızlardan çıkma, hani giderim de batının çıktığı deliğe burun kıvıran bakış açısıyla sinirim bozulur keyfim kaçar diye çekindiğim filme dün akşam biraz da arkadaşların isteğiyle gitmiş oldum.

Film boyunca hop oturup hop kalktığım vakidir. “Önyargılar her zaman kötüdür”ün en güzel örneğini yaşadım ve de aslında konu örgüsünün İranlı bir kızın gerçek yaşamında alındığını ve çizimlerin de ayni kişi tarafından yapıldığı bir çizgi romandan sinemaya aktarıldığını hesaba katmamış olmanın utancını yaşadım.

sinemasal anlatımı sona bırakırsak:
 
1. İran’da devrim dediğimiz oluşumun öncesinde mahalle baskısı ve taşra-varoş yükselişi çok ama çok tanıdık geldi, nereden çıkartamadım bir türlü… Üstelik bugün var olan molla rejimine temel oluşturan yapı demokratik seçimlerde işbaşına geliyor ilk olarak. duyanlar duymayanlara anlatsın.
 
2. Baba Rıza Şah’ın Atatürk ile yakın dostluğu bilinir. Rıza Şah’ın Atatürk’ün devrim sonrası trenle Anadolu seyahatlerine katıldığı ve hatta bir kasabaya geldiklerinde karşılayan halkın coşkulu bağırışlarına karşı, kafasını pencereden uzatarak: “Şşşşt, Gazi uyuyor sessiz olun” dediği de notlara geçmiştir.
 
Burada asıl önemlisi, baba Rıza Şah ülkesine döndükten sonra Atatürk’ün, çevresindekilerle konuştuklarından tarihe düşülen bir not vardır: Çok yazık olacak! koltuk sevdası Rıza Şah’ın sonuna neden olacak. Şahlığı feshet, demokrasiyi ilan et diye önerdim. Ama yapmayacak ve bu onun sonu olacak. Yazık!”

Persepolis, İran devrimi öncesi halkın çeşitli ideolojilerle Şah yönetimine karşı direniş ve eylemleri ile başlarken Atatürk’ün bu öngörüsünü de filmin içerisine dahil etmiş ve ayaklanmalar ile molla rejiminin sorumluluğunu bu öngörüyü dikkate almayan Şaha doğrudan yüklemiş.
 
3. Film Fransız elinden çıkmakla birlikte konu kurgusu, çizgiler, tiplemeler atmosfer olarak bir İranlıya ait olduğu için batının o görgüsüz ukala oryantalistliği filme yansımamış. Tabi filmin (ve çizgi romanın) bir özyaşam öyküsü olmasının ve çizerin aynı zamanda filmin yönetimine de katılmasının da payı çok büyük. Cidden tarihi bir fecaat olurdu tersi olsa.
 
Tümüyle gereksiz bilgiler ukalalığı açısından birkaç not:
 
1. Persepolis, İran’da, Şiraz eyaletinde bulunan ve tarihin en iyi korunmuş antik kentlerinden birine batının verdiği uyduruk isim (filmde bu yer değil tüm İran anlatılıyor). Farsça’da gerçek adı Taht-ı Cemşit, ama batılı illa ki hiç alakasız bir şekilde Persepolis demeyi tercih ediyor. Bizim Sultan Ahmet Camisine Blue Mosque dendiği gibi yüzlerce verilecek örnekten biri.
 
2. Bu satırların yazarı 2 yıl öncesinde iş için 6 kez İran’a gitmiş, Tahran ve İsfahan’da bulunma şansını yakalamış, bir keresinde de Tahran’dan en güney uçtaki liman kentine dek (Arak’tı sanırım) ülkeyi boydan boya trenle geçmiş biridir ve bunları yaşamış olmaktan hala büyük mutluluk duymaktadır. Açıkçası filmdeki örtünme baskısı, evli olmayanların bir arada dolaşmasının suç olması vb. durumları anlatılanlardan dinlemiş ve bir İranlı ailenin ev içindeki yapısının dışarıdakinden ne denli farklı olduğunun da birebir şahidi olmuş biri olarak filmin içine yer yer dahil oldum ve burnumun deliği  de sızlamadı değil yaşadıklarımı hatırladıkça.

Bir de gördüğümde geçmişe gidip en çok etkilendiğim sahneler şehirdeki apartmanların büyük duvarlarına yapılan Irak savaşı şehitlerinin resimleri oldu. O zaman da bundan çok etkilenmiş, bir ulusun bu denli karamsar bir şekilde bunaltacak duvar resimlerinin bütün şehirde ne işe yaradığını anlamakta zorlanmıştım.
 
Sinema açısından bakacak olursak:
 
1. Her şey bir yana, çizerin filme kattığı çok şey var. Grafik anlatım olağanüstü boyutta. Yer yer kızın ruh halini belirtir şekilde renklense de film bütün olarak siyah-beyaz kabul edilmeli bence.

Planlarda değişik mekan ve ruh hallerine göre değişen çizim biçimleri çok etkileyici. Film bu açıdan seyredilecek olursa canlandırma sineması açısından tam bir örnek teşkil ediyor.

2. Son derece eğlencelik bir film olmakla birlikte bir yandan da neredeyse bütünüyle kurgusal bir tarih belgeseli haline geliyor ki, bu iki öğe her zaman bir filmde bu denli birbiri içine girmez. Ya çok sıkıcı olur, yada sulandırılmış ve inandırıcılıktan uzak.
 
3. Film çizgi romanın kopuk-kopuk görsel anlatımını bozmamış (çizgi romanı okumadım). Ancak bunu saklı tutarken bütün kişilikleri görsel anlatım desteğiyle detaylara girmeden ama tamam denecek denli net ve duru bir şekilde vermiş. Filmdeki bütün kişileri çevrenizdeki insanlar ile bağdaştırabiliyorsunuz. Tabi bu his batıda belki zor hissedilir ama Türk izleyicisi için durum çok çok farklı.
 
4. Çizgisel yapıda gerçeklikten çok uzak sevimli ve insanın içini ısıtan planlar kızın iç dünyasının anlatımına o denli katkıda bulunmuş ki seyircilerden -ve bu satırları yazan kişiden- birçok kez “offf, haha, pif” gibi sesler çıkmasına neden oluyor.
 
5. İlerde çizgi romanı da okuma fırsatı bulursak, film tasarım sürecinde sinemasal katkıların da ayırdına varırız sanıyorum. Aradaki farkı bilmediğim için o açıdan yorum yapamayacağım.

 

Kategori: Film Eleştirileri |

Siz de bir yorum yazın

Yorumunuz    site yöneticisi tarafından onaylandıktan sonra blogda ilgili yazı altında görünecektir. Yorumunuzu tekrar göndermenize gerek yoktur.

 
Service provider: Ozar.net