• Ana sayfa
  • Hoşgeldiniz
  • Yazılarım

Tabula Rasa

Bir sinema sevdası düştü ki içime, İstanbul sevdasından beter

Kategoriler

  • Eş-Dost-Ahbap Yazıları
  • Film Dökümleri
  • Film Eleştirileri
  • Öyküler
  • Sinema Yazıları
  • Yakında
  • Yönetmenler

Bağlantılar

  • Atölye çalışmalarından
  • GO-Blog
  • Ozar.net

Etiketler

amores perros atatürk avrupa sineması canlandırma canlandırma sineması cnbc-e cronenberg Dead poets society eğitim sistemi fallus film türleri gay filmleri gökkuşağı filmleri iran devrimi iran sineması istiridye çiftliği italyan sineması kubrick lars von trier mahalle baskısı moodysson müzik klipleri orta doğu sineması otomatik portakal oyster farmer paramparça aşklar köpekler persepolis rayzan rayzan başeğmez requiem for a dream robin williams rıza şah sadizm sansür sinema akımları sinema manifestoları sin ton ni sonia spider türk sineması uzak doğru sineması uzak doğu sineması ölü ozanlar derneği örümcek ülke sinemaları şiddet

Zeytin Yeşili Ege’den…

Tarih: 5 Şubat 2008 - Yazan: Janus

zeytin.jpg

(Ülke sinemaları - 2 isimli yazının son bölümünden alınmıştır)

…………. 

Bunca farklı bakışları bunca evrensel dilde izledikçe Anadoluluğum depreşiyor, taşıyor bedenimden…Egeliliğim çiçekler açıyor efelerin alınlarından… O Akdeniz denen su kütlesinin bir kolunun zeytin yeşili zeytinyağı ve gün kırmızısı günbatımı saatleriyle binlerce yılda geliştirdiği kültürden…
 
Yoldan çimeni toplasak hani ellerimizle -hani köklerine zarar vermekten korkar, bir sonraki nesli yok etmeyi göze alamayarak-, yoksa ebegömeci mi dersiniz damarlı tek parça kalın, kıllı yapraklarıyla … bütün dünyada yenebilen onca şey içinde akla hayale gelmeyecek birşeyin: çiçeğin yenmesinin ve yenen  iki çiçeğin yalnızca coğrafyamda olduğunu…

Biri kabak çiçeğidir hani görmesi, toplaması görece kolay… olmadı ağzına atar tadına bakarsın önce.. zeytinyağlı dolması yapılır en güzel sevişmelerin doyumundan da öte damakta bıraktığı tat… diğerini nasıl bir önsezi yemek haline getirmiştir ki yol kenarlarında, toz toprak içinde yetişen yenilecek yerine ulaşması, hadi ulaştınız diyelim onu beyaz tutması binlerce yılın en derin dinsel törenlerinden de zor enginarına! Ya uzun mu uzun ipek yolu yolculuklarında -çok ama çok dayanıklı olduğu için- çeki hayvanlarına yedirmek amacıyla taşınan patlıcanın Anadolu’dan geçerken yirminin üstünde çeşitlilikte bir yemek kültürüne dönüşmesi! Ve ne tuhaftır ki bu lezzetlerin Anadolu’dan bir türlü geçememesi yaşlı kıtaya!
 
Bir orta boy soğandır topraktan ödünç alınan, sevgiyle toplanan ki sahip olduğunuz, dışarıya attığınız ne varsa, hatta beden böcek olanda yeniden kullanılabilecek ne varsa bedeninizde onlara dönüşen sebzelere tat verecek kan kırmızı domateslerin önünden ve bir baş sarımsağın hemen altından konan tavaya konan… hani yalnız ve yalnızca zeytin yeşili zeytinyağına atılmış, şimşir kaşıkla şöyle bir çevrilip o doyumsuz ilk kokusunun tüm eve yayılışı ile “tamam” denmiş binlerce yıl, “bu kadar yeter soğanın pişmesi”… hazır şimdi domateslerin önünden topraktan gelen, altında olsun üstünde olsun ne varsa katılacak… kan akıtmadan… İslam geleneklerine uyduk uymadık kaygısı yaşamadan…
 
Akşam ezanından biraz sonra, rakının suyla buluşması sonrası patiska beyazıyla yarışan, dudak yerleri altın yaldızla incecik geçilmiş (rakı gösterişi sevmez) Çin porseleninden de  ince cam bardaklarıyla ve yatsı ezanından çok sonraları terli sevişmeler öncesi yenmiş, önce bir çatalla alınıp ağza, dilin üzerinden kaydırılıp damakta birkaç kez dolandırdıktan sonra ancak çiğnemeye cesaret edip binlerce yılın saygısını yutmaya girişiriz bir fırt rakının ardından.
 
Bir ölçü rakıdır “bir kadeh” tanımının benim aldığım kültürde karşılığı. Üzerine iki ölçü su koyarsın. Buz ise asla rakıya konmaz doğrudan. Suyu koyduktan sonra maşayla bırakırsın buzu büyük bir özenle yarısından çoğu rakının içine dalmışken. Bir damlası bile patiskaya düşmemeli rakının. Rakı ile patiskanın binlerce yıllık beyazlık yarışına müdahale hakkın yoktur.
 
Sen! Kendi kendine oluşan kültürün bir anlık parçasısındır. Şimdilerde racon denilen o deyişi anlamaman doğal. Sen ki zeytinden süzülmüş bir yeşil damlayla ıslattığın kekiği bir lokma ekmeğe bulayıp yirmi çeşidini kafadan sayacağın domateslerden en sevdiğin –hani şu tombuldur da dibi çocukluk resimlerindeki çük gibi hafiften bir çıkıntı oluşturmuştur- çeşidiyle atarsın ağzına nefesini tutup.

Üzümün en orospu doğurganlığında sana sunduğu alkolü, anasonla damıtıp -en az üç kez tabi-  katık edersin keyfine. Ehlikeyfin çakırkeyfe dönüştükçe daha bir anlarsın her seferinde bu meretin şişede durduğu gibi durmadığını –durmamasının da gerektiğini– ama yine de şişede durmayanın kavgaya, cinayete, dayağa hele de küskünlüklere dönüşen olayların yan masada yada başka bir coğrafyada olduğunu düşlersin, düşlerinde çevirdiğin filmlerin paralel kurgusunda.
 
Denize bakmış, denizle sevdalanmış, denizde yitip gitmiş, denizden rızkını çıkarıp denizi katık etmiş rakısına bir dilim kavun, hadi bilemedin birkaç dilim en yağlısından Ezine Peyniri ile… Denizle yatmış, denizde yatmış, denizde savaşıp denizde engellemiş en olmaz girişenlerini zeytin yeşili zeytin bahçelerine.. En doyumsuz aşklarını -hani bendeki İstanbul’a olan- denizle yaşamış, evlat acısını denize dökmüş minicik yüreklerin biriktirdiği kültür
yüreğimden çekip durur beni yıllardır gördüğüm, gittiğim tüm coğrafyamdaki “öteki”lerle birlikte….
 
Karadeniz’in sırtı lacivert hamsileri, “made in usa” mısır bilmemnelerinden değerli mısır ekmeği ve yaprak yaprak yenesi pazıları, doğunun etse et kültürü… konar göçer yaşamda zaten de pek birşey vermeyen çorak toprakların, çaresizliklerinden utanarak, merhem diye sunduğu kebaplar -ağza alınmayacak en berbat küfürlerden de acı kırmızı biberleriyle- ve maydanoz ve nane süslü, en kurak iklimde bile yetişebilecek sumak ile tatlandırılmış soğan salataları… herdemtaze hissettirir bana Egeli de olsam Anadolu’nun hamurunda yoğrulduğumu…
 
Bunların filmini ne zaman yapacağım!

Kategori: Öyküler |

Siz de bir yorum yazın

Yorumunuz    site yöneticisi tarafından onaylandıktan sonra blogda ilgili yazı altında görünecektir. Yorumunuzu tekrar göndermenize gerek yoktur.

 
Service provider: Ozar.net